2 dk okuma · 1 Mayıs 2026
DEHB ile Yaşayan Biri Olarak Odamı Nasıl Kurdum

Aynı anda birden fazla projeye dalan, sık sık odağını kaybeden ve masası her zaman kaotik olan biri olarak odamı kendi zihnime göre yeniden kurgulamam gerekti. Beynimin zayıflıklarıyla savaşmak yerine, o zayıflıkları kabul edip mekânı benim için çalışır hale getirdim.
1. Giriş Terminali (Drop Zone)
Eve veya karavana girdiğim ilk saniyede elimdeki kritik eşyaları (anahtar, cüzdan, telefon, kulaklık) fırlattığım sabit bir alan oluşturdum. Amacım “Anahtarı nereye koydum?” diye düşünmeye fırsat bulmadan eylemi otomatik hale getirmek. Evden çıkarken her şeyin tek bir noktada beni beklediğini bilmek büyük bir rahatlık.
2. Dış Hafıza Duvarı (Visual Cortex Extension)
Odadaki bir duvarı dev bir mantar pano ve beyaz tahtaya çevirdim. “Gözden ırak olan, akıldan da ırak olur” kuralı DEHB’de çok daha sert işliyor. O günün en önemli 3 işini veya anlık fikirleri hemen oraya yazıyorum. Fikirleri sürekli zihinde tutmaya çalışmak işlemciyi (beyni) yoruyor; onları duvara yazarak zihnimi özgürleştiriyorum.
3. Görülebilir Depolama (Visual Storage)
Odamda kapalı dolaplar yerine genellikle şeffaf kutular ve açık raflar kullanmaya başladım. Kutuların üzerine dev puntolarla içindekini yazıyorum. Kapalı bir dolabın içindeki karmaşa bende “başlatma felci” (task paralysis) yaratıyordu. Eşyaları doğrudan görebilmek, onları kullanmayı ve üşenmeden yerlerine koymayı inanılmaz kolaylaştırdı.
4. İstasyonlaştırma (Zonal Segmentation)
Odayı fonksiyonel bölgelere ayırdım. Masamın bir köşesi sadece “Yazılım/İş”, diğer bir köşesi sadece “Hobi/3D Yazıcı” ve yatak sadece “Uyku” için. Beynimin o bölgeye girdiğinde ne yapması gerektiğini otomatik olarak anlamasını sağlayarak, karar yorgunluğumu (decision fatigue) minimuma indirdim.
5. Dağınıklık Sepeti (Doom Basket)
Odanın köşesine şık ama devasa bir sepet koydum. O an yerini bulamadığım, ayıklamaya üşendiğim veya masada yığılmaya başlayan her şeyi hiç düşünmeden içine atıyorum. “Ya mükemmel yaparım ya hiç yapmam” tuzağını bu sepetle kırdım. Odanın genelinin kaosa dönmesini engelliyor, ayıklama işini ise sadece “enerjim olduğu” bir zamana erteliyorum.
6. Zaman Görselleştirici (Chronos Visualization)
DEHB’nin getirdiği en büyük sorunlardan biri “Zaman Körlüğü”. Bunu aşmak için dijital saatler yerine dev bir analog saat kullanmaya başladım. Hatta masamda belirli işlere ne kadar zaman ayırdığımı gösteren renkli mekanik zamanlayıcılar duruyor. Zamanın akışını tıpkı bir pastanın dilimleri gibi fiziksel olarak görmek, beni o anın içinde tutuyor.
7. Duyusal Sınırlandırma (Sensory Shield)
Zihnim görsel ve işitsel gürültüden çok çabuk yoruluyor. Odaklanmam gerektiğinde hemen gürültü engelleyici kulaklığımı takıp “Brown Noise” açıyorum. Akşamları ise tepe lambasını asla kullanmıyor, ortamı sadece sıcak ve loş LED’lerle aydınlatıyorum. Odadaki duyusal uyaranları azalttığımda, zihnimdeki o bitmek bilmeyen uğultunun da sustuğunu fark ettim.
Ali Onur Özdemir
Yazılım Mühendisi
Gündüzleri yazılım, geceleri karavan inşası. 3D baskı, sunucu yönetimi, tiny house ve kendi zihnine dair notlar.